Tel : 0 535 552 4557

psikolog21@gmail.com

Çalışma Saatleri : 09:00-18:00

Makaleler

18.07.2018

Ekleyen :Sadık SUN

 
Lawrence Kohlberg

Ahlaki gelişim ve ahlak eğitimi, psikoloji, felsefe, eğitim bilimleri gibi alanların en önemli ve gündemde konularından olagelmiştir. Psi­koloji alanında geliştirilen ve en yaygın olarak kullanılan, Lawrence Kohlberg’in bilişsel ve gelişimsel temelli ahlak kuramı olmuştur. Ahlak kavramları, belli dönemlerden geçerek olgunlaşır. Doğruyu yanlıştan ayırmakve doğru olanı seçip uygulamak kolay kazanılan bir nitelik değildir. Herkesin, kendine görebir ahlak anlayışı olduğu gibi, ahlaklı davranış anlayışı, tarihin çeşitli dönemlerinde dedeğişmiştir. Ahlakla ilgili genel bir anlaşmanın, iyi ve kötü davranışın ne olduğu konusundaherkesin ortak olduğu bir temelin olmadığı görüşüne karşılık, ahlak ilkelerinin değişmeyenmutlak değerler olduğu görüşü de savunula gelmiştir.

 

GİRİŞ

  1. AHLAKİ GELİŞİMLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR VE TEORİLER
  2. Ahlak

 

Ahlak bir bireyin kendince neyin “iyi” ya da “doğru” olduğunu tanımlamasıdır. Ahlak duygusu, insanda doğuştan var olmayan, sosyal çevrenin sürekli etkisiyle veeleştirileriyle oluşan bir duygudur. Çevreden gelen tepkilerle belirlenen davranışlara ait ilkizlenimler ve bilgiler, giderek ahlaki davranışları ve ahlaki kuralları oluşturur (Altınköprü,1999). Bilişsel gelişimsel bakış açısına göre, bireylerin ahlak anlayışı ahlaksal çıkmazları çözdükleri yollarınbütünüdür (Rest, 1994). Günlük dilde ahlak kavramının ne anlamda kullanıldığının anlamakkolaydır. Ahlak, bir grupta ya da belirli bir çevrede kabul edilen ortak davranış kurallarınıntümüdür. Uygulamadaki karşılığı ‘iyi davranış’ olan bu ahlak tanımı, davranışların ahlaki,yani ahlak kuralları açısından değerlendirilmesine de olanak vermektedir. Yine bu ahlaktanımı; ‘iyi davranış kurallarının öğretilmesi’ anlamını da içermektedir (Onur, 1976).Doğruya veya iyiye yönelik olan bu davranış kuralların tümüne o toplum için geçerli olanahlak kuralları denir (Fromm, 1999). Ünlü’nün (1990) Türkçe Sözlüğü’nde ahlak; bir toplumiçinde kişilerin benimsedikleri, uymak zorunda bulundukları davranış biçimleri ve kurallarıolarak tanımlanmaktadır. Freud ahlak gelişimini id, ego ve süper ego ilişkilerindeki dengekavramına bağlamaktadır (Kağıtçıbaşı, 1998). İd (alt-benlik) kalıtımsal olarak gelen,içgüdüleri de kapsayan ve doğuştan var olan psikolojik gizli güçlerin tümüdür (Geçtan, 2003).Ego (benlik); kişinin çevresi ile etkileşimi sonucu ortaya çıkan kişiliğin geçekçi, uysal üyesive bilinç kısmıdır (Kağıtçıbaşı, 1988). Süper ego (üst-benlik); çocuğa ana baba tarafındanaktarılan, ödül ve ceza uygulamaları ile pekiştirilen geleneksel değerlerin ve toplumunülkelerinin içsel temsilcisidir (Geçtan, 2003).

 

 

 

  1. Karakter

Karakter kişilikle eş anlamda kullanılır. Karakter, kişiye özgü davranışların bütünü olup, insanın bedensel, duygusal ve zihinsel faaliyetlerine çevrenin verdiği değerdir. Bireyin karakteri, kişisel özelliklerle içinde yaşanılan çevrenin değer yargılarından oluşur. Diğer bir deyişle, karakter de kişilikle içinde yaşanılan çevrenin değer yargıları birlikte yorumlanır. Bu tür bir yorum, karakteri benlik kavramına yaklaştırır. Ancak,  karakterin kişilik ve benlik kavramlarından farkı şudur: Karakter, içinde yaşadığı çevrenin toplumsal değerlerinden ve ahlaki kurallarından oluşur ve değerlendirilir (Çağdaş ve Seçer, 2005). Genellikle toplumda iyi, güzel, doğru, olumlu davranış biçimi anlaşılır. İyi ahlaklıdendiğinde   iyiyi, güzeli, doğruyu yapan, başkalarını seven insan anlaşılır. Aksini yapan karaktersiz kabul edilir (Tezcan, 1987)

Çocukta karakter gelişimini etkileyen pek çok faktör bulunmaktadır. Bunlar; biyolojik kalıtım, fiziksel ve sosyal çevre, sağlık durumudur. Kısacası karakter gelişimi geniş ölçüde değerli ve tutarlı tecrübelere bağlı bulunmaktadır. Bu tecrübeler çocuğun doğru seçimler yapmasına, değişen çevreye uyum sağlayabilmesi için yeterli olan yeteneği elde etmesine yaramaktadır.bu yüzden çocuğa her zaman doğru seçim yapmak ve değerli etkinliklerde bulunma fırsatı verilmelidir (Bixler, 1979)

  • Vicdan

Vicdan, insanın kendi davranışlarını ahlaki ölçülere göre eleştirerek, bunların iyiliği ve kötülüğü hakkında yargılarda bulunmasıdır (Başaran, 1974).

Çocukta vicdan gelişimi için en önemli şey, çocuğun yaptığı kötülük karşısında kendini kötülük yaptığı kişinin yerine koyup onun için üzülmesi, onun gibi hissetmesi ve karşısındakine yaptığı kötülükten pişmanlık duymasıdır (Kağıtçıbaşı, 1979).

  1. Ahlaki Olgunluk

Ahlaki olgunluk, bireyin toplumun kendisinden ne beklediğini bilmesi, bazı ahlaki kurallara inanmasa bile hiç kimsenin yeniden kurallar koyamayacağını bilmesi ve toplumun ahlaki kurallarına uymayı Kabul etmesidir. Ahlaki olgunluğa erişen bir birey ahlaki davranışları cezalandırılmaktan korktuğu için değil bunlara inandığı için yapar. Başkalarının kusurlarını anlayışla karşılar, kendini onların yerine koyar ve onları korumaya çalışır. Toplumun ahlaki kurallarını uygularken kusurlu olduğu zaman, vicdanının sesine kulak verip kendi kendini eleştirir, yaptığı davranıştan dolayı kendini suçlar, böylece kötü davranışlardan sakınarak iyi davranışlar yapmaya çalışır (Başaran, 1974).

  1. Ahlaki Yargı

Ahlaki yargı, bireyin başkalarının haklarını kendi haklarına karşın tartması, ahlaki ikilemlerle karşılaştığında bir yönde karar vermesidir (Çileli, 1987).

      Ahlaki yargı, başkalarına  nasıl davranmamız ve onların nasıl davranması gerektiği konusunda ortaya koyulan zihinsel bir işlemdir. Ahlaki yargı, bireyin çelişkili durumlarda ve davranışlarında çevresindeki insanlarla nasıl ilişki kuracağını belirlemesidir (Oğuzkan, 1981).

      Kohlberg’e (Aktaran: Sevinç, 2004) göre kendini başkasının yerine koyabilme yetisi ahlaki yargı gelişiminin temelini teşkil etmektedir. Kohlberg’e göre çocuklar ben merkezcilikten kurtulmadan ahlaki düşüncelerini geliştiremezler. Çocuğun kuralların anlamlarını kavraması için rol alma yeteneğini yani bir başkasının kendisi gibitepki gösterebileceği ve kendinin de bir başkası gibi tepki verebileceği duygusunu geliştirmesi gerekmektedir. Empatiye dayanan ve sosyal beceri gerektiren bu yetenek dört yaşından sonra gelişmektedir. Diğer bir deyişle ahlaki yargı, bireyin başkalarının haklarını kendi haklarına karşı tartmasıdır. Örnek verecek olursak, iki çocuğun aynı zamanda aynı nesne ile oynama isteğine adil bir çözüm ancak paylaşma fikrine ulaşıldığında getirilebilir.

  1. AHLAKİ GELİŞİM TEORİLERİ

Ahlak gelişimi ile ilgili farklı teoriler bulunmaktadır. Bu teorilere aşağıda yer verilmiştir.

  1. Psikanalitik Teori
  2. Sosyal Öğrenme Teorisi
  3. Bilişsel Teori

Psikanalitik Teori

Freud ve Ahlaki Gelişim

Freud (Arkonaç, 1998; Cüceloğlu, 1991; Kağıtçıbaşı, 1979; Geçtan,  1993) ahlak ve kişilik gelişimini duygusal ve güdüsel ahlak gelişmesini, id, ego, süperego ilişkilerindeki denge kavramına bağlamaktadır.

İd, insanın doğuşundan itibaren sahip olduğu tüm güdülerinin toplamıdır. Temel olarak cinsiyet ve saldırganlık güdülerinden oluşur. İd, sürekli isteklerine doyum arar (Arkonaç,1998; Cüceloğlu, 1991; Kağıtçıbaşı, 1979; Geçtan, 1993)

Ego, bilinçli zihnin örgütüdür. Bilinç düzeyindeki algılardan, anılardan, düşünce ve duygulardan oluşur. Ego, psişenin tümü içinde oldukça küçük bir alan kaplamakla birlikte, önemli görevler üstlenmiştir. Ego, bir düşünceyi, bir anıyı ya da bir duyguyu seçmedikçe kişi bunların varlığından haberdar olmaz. Son derece seçici olan ego bir damıtma aygıtına benzer.  Kendisine ulaşan ruhsal olayları pek azı bilinç düzeyine çıkabilir. Bu nedenle günlük yaşantılarımızın pek çoğunun farkında olmayız. Ego’nun bu görevi olmasaydı insanın katlanamayacağı sayıda duygu, düşünce, algı ve anı bilinç düzeyini doldurmuş olurdu. Ego gerçeklik ilkesine uyarak işler, gerçek dünya ile id arasında bir aracı olarak işlev görür. Ego bir anlamda id’in danışmanıdır, sürekli ona yol gösterir. Temel amacı ona hizmet etmektir, onu eğitmek, yüceltmek çabasında değildir. “iyi” veya “kötü” kavramlarıyla hiç ilgilenmez,  durumu uygunsa ve yapabiliyorsa id’e  “haydi yap!” yeşil ışığını yakar. Herhangi bir ahlaksal tutumu yoktur. Ego’nun hangi isteklerinin bilinç düzeyine çıkmasına izin vermeyeceğini, hangilerinin bilinçaltında tutmasıgerektiğini belirleyen ise süperego’dur(Arkonaç, 1998; Cüceloğlu, 1991; Kağıtçıbaşı, 1979; Geçtan, 1993).

Süperego, bir kişinin çocukluğunda ebeveynleri ile olan özdeşleşmesinin sonucu olarak kabul ettiği ve daha sonra kendi sosyal yaşantılarını temel alarak biraz değiştirdiği değerleri tarif eder.Bir toplumun vicdanı o toplumun bireylerinin üst ben’inde yer alır ve üst ben bireyin davranışlarını sürekli süzgeçten geçirerek bireye “bu yaptığın doğru aferin sana!” ya da “Bu yaptığın yanlış utan kendinden” mesajlarını verir. Buyapısal analize göre toplumunkuralları süperego yoluyla kişiliğin bir parçası haline gelir, böylece kişi dışarıda onu gözleyenler olmadığı durumlarda da kendi kendisinin gözcüsü olarak o toplumun ahlak kurallarına uyar.

 

 

 

 

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

 

 

 

 

KAYNAKÇA

Cüceloğlu, D. İnsan ve Davranışı. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1991

 

 

Çağdaş, A. veSeçer, Z.Çocuk Ve Ergenlerde Sosyal Ve Ahlaki Gelişim.1. Basım, Konya: Selçuk Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Yaşatma Ve Geliştirme Vakfı Yayınları, ss. 122-123, Kasım, 2005

Tezcan, M. Kültür Ve Kişilik (Psikolojik Antropoloji). Ankara: Bilim Yayınları, 1987.

Bixler, Lorin E. Çocuk Psikolojisi. (Çeviren:İbrahim N. Özgür), İstanbul: Özdemir Basımevi, 1979.

Geçtan, E. (2003). Çağdaş İnsanda Normal Dışı Davranışlar. 16. Basım,  İstanbul:

Metis Yayınları.

Rest, J. (1994). Background TheoryandResearch.In J. Rest, & D. Narvaez, Moral

Development in theProfessions. Erlbaum&Associates.

Onur, B. (1976). Orta Öğretimde Ahlâk Eğitimi, Ahlâk Eğitimi Açısından Lise Son Sınıflarda

Öğrenci-Eğitimci İlişkilerini Belirleyen Koşulların Araştırılması. Yayınlanmamış

Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi, Ankara.

Fromm, E. (1999). Erdem ve Mutluluk. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

Ünlü, H. (1990). Türkçe Sözlük.İstanbul: Ünlü Kitabevi.

Kağıtçıbaşı, Ç. (1988). İnsan ve İnsanlar. 7. Basım,  İstanbul: Evrim Yayınları.

Kağıtçıbaşı. Ç. İnsan ve İnsanlar. 4. Basım, İstanbul: Cem Ofset Matbaacılık Sanayi A.Ş. 1979.

Başaran, İ. E. Eğitim Psikolojisi (Modern Eğitimin Psikolojik Temelleri). 4. Basım, Ankara: Yargıçoğlu Matbaası, 1974.

Arkonaç, S. A. Psikoloji. Gözden Geçirilmiş 2. Baskı, İstanbul: Alfa Basım Yayım, 1998.